Oduncu ile Yılan

Zamanın birinde bir oduncu, ormanda odun keserken çalı arasında bir yılana
raslamis. Elindeki baltayı kaldırıp yılanın başını vurmak üzereyken bir an
göz göze gelmiş. Yaradana olan aşkı -yılan bile olsa- yaratılana yansımış ve yılanı vurmaya kıyamamış. Yılan da duygulanmış, dile gelmiş.Ey insanoğlu, sen bana kıyamadın, ben de sana bir iyilik edeceğim demiş.Bir kör kuyuya dalmış ve kaybolmuş.

Devamı »

Dikkat Boyalı

Bu duvarları baştan başa boyamaya karar vereli daha bir saat bile geçmeden, boya satın alabileceği en yakın yere doğru seğirtti. Teknoloji bu alanda da kendini göstermişti; kalatogda yer alan sayısız renk onu şaşkına çevirdi ve dükkan sabinin deyişiyle “Sizin renk önerileriniz‚ doğrultusunda yeni karışımlardan, yeni renkler elde edilebilirdi.” Acaba öyle miydi? Sağ işaret parmağını dudağının altıyla çenesinin üstündeki boşluğa yerleştirip, kuşku dolu gözlerle kataloğa bakmayı sürdürdü. Dükkan sahibi sabırsız bakışlarla sorusunu sormakta gecikmedi: Nereyi boyamayı düşünüyordu ki? Söylese miydi? Şöyle bir cümle kursa mıydı; bahçe duvarından sarkan erguvanlarla, mutfakta çürümeye yüz tutmuş patlıcanları çevreleyen, siyah üzümlerle kırmızı soğanları kuşatan düşüncemi boyamak istiyorum, dese miydi? Demedi. Eve döndü. Artık tüm duvarlar mosmordu. Böyle çok daha iyiydi.

Mavi Güller

Kimsenin adını bilmediği uzak mı uzak bir şehirde bir kız yaşarmış zamanın birinde.. Günlerini yazı yazarak, düşünerek ve bahçesindeki çiçeklerle uğraşarak geçirirmiş. Kimseler bilmezmiş kızın adını kimseyle konuşmazmış çünkü kız ama kızın bu gizemli hali herkesi kendine hayran bırakırmış. Şehre geldiğinden beri tek kelime çıkmamış ağzından zaman zaman hıçkırıkları duyulurmuş sadece ama kimsenin gidip sormaya da cesareti yokmuş.

Devamı »

Dışarıda kar yağıyordu

 

   Hayatı boyunca çok sevmişti vapurları. Deniz üzerinde dans edercesine ilerleyen büyük beyaz balıklara imrenerek bakmıştı hep. Vapura ilk bindiği günü bugün bile tüm detaylarıyla hatırlıyordu. Beş yaşını doldurduğu gün doğum gününü kutlamak üzere Kuzguncuk’taki halasına gitmek için binmişlerdi vapura. Tam yirmi yıl geçmişti üzerinden. Ne Kuzguncuk’taki halası hayattaydı nede hayat o gün ki kadar güzeldi. Yaşamının altüst olduğu bugün bindiği bu vapura yirmi beş yıl önceki saf ve sorusuz haliyle binebilmeyi çok isterdi. Şu an bu vapurda o sevecen, hayat dolu çocuk değil yıkılmış, ezilmiş ve hayattan kopmuş bir insan vardı.

Devamı »

MİNİK BİR AŞK HİKAYESİ

Kadın her sabah olduğu gibi o günde beyaz degneği ve el yordami ile otobüse binmişti.
Şöför : Soldan üçüncü sira bos hanimefendi, dedi.
Kadin 32 yasinda güzel bir bayandi ve esi oldukça yakisikli bir hava subayi idi. Bundan birkaç ay önce yanlis bir teshis sonucu gerçeklestirilen ameliyatla gözlerini kaybetmisti genç kadin ve asla göremeyecekti.

Devamı »