Bilmemek ayıp değilmiş…

Hiçbirşey bilmiyorum. Bildiğimi sandıklarımdan da emin değilim. Onlar hayatın döngüsünde her an genleşirler ve her tanım aslında kendi içinde minik parçalara bölünmüş olabilir.. Kaçını bilebilirim ki…

*

Bazen madalyonun bir yüzünü görmeye eğilimim var.. Hepimiz gibi…. Ben “bu böyle” dediğim herşeyin tam orta noktasına o kadar gömülmüşken, ancak karşımdaki biri bana diğer taraftan haber verince yada aynalık yapınca odağımı değiştirebiliyorum.. Bazen değiştiremiyorum da… O noktaya kilitli kalıyor gözlerim…Yok o madalyonun öbür yüzü…Odaklanmışım..

*

Bilmiyorum.. Biliyorum dediğim herşeyin bazen hayatımı güvene almak için koyduğum tanımlar dizisi olduğunu biliyorum ama… Ve onlara o kadar bağlanıyorum ki.. Bağlandığımın yanlış olduğunu düşündüren herşeye öfke duyabiliyor, direnç gösterebiliyor ve korkuyorum aslında.. Çünkü; tanımsız olmaktan korkuyorum.. Tanımsız olmak insanın güvendiği herşeyi elinden alır sanıyorum..

*

Her ortamda da rahat konuşamıyorum artık.. Konuştuğum şeylerin bildiklerim sandıklarım olduğunu bildiğimden.. Çünkü onlar değişiyor.. Onlar bana göre de değişebilir-karşımdakine göre de… Dinleyebiliyorum ama dinlerken de anlatılan madalyonların öbür yüzlerine bakıyor oluyorum… Karşımdakinin madalyonunda gördüğüm şeyi anlatmaya da hak bulmuyorum kendimde… Kendi baktığım perspektifte takılı kaldığım madalyonların da sadece bir yüzü var çünkü benim için de.. Ben kendi madalyonlarımın bir yüzüne takılmadan her yüzü ile değerlendiremezken daha, karşımdakinin madalyonunun bir yüzüne takılıp kalmasına ne diyebilirim ki…

Devamı »